ABD'NİN HEGEMONYASININ
ÇÖKÜŞÜNE KARŞI SAVAŞI
ABD
hegemonyası bir süredir düzenli biçimde geriliyor. Kapitalizm gelişimini
sürdürür ve birçok ülke bundan yararlanarak güçlenirken ABD hegemonyasının
böyle bir seyir izlemesi, çöküş sürecine girdiğini gösteriyor. Bu belli bir
başarısızlığın değil, kapitalizmin kendi mezarını kazarak ilerleyişinin
sonucudur. Kapitalizm tarihinin en gelişkin örneği olan ABD’nin egemenleri, düzenin
küresel işleyişi sürecinde devşirdikleri ekonomik ve siyasi gücü yine aynı
sürecin olumsuz etkilerine karşı konumlarını savunmak için kullanıyorlar. Dolayısıyla
İsrail’le birlikte İran’a saldırmalarını da bu çabanın bir parçası olarak
görmek gerekiyor. Yazıda savaş, ABD hegemonyası ve olası gelişmeleri bu
çerçevede ele alıyoruz.
İçindekiler:
Savaş siyasetin
başka araçlarla sürdürülmesidir
Hegemonyaya giden
yol
Hegemonyanın
yükselişi
Hegemonyanın
gerileyişi
Hegemonyanın çöküş
sürecine girmesi
Çöküşü önleme
siyasetlerinin devamı olarak savaş
Sonuç: Çöküş
sonrası olası gelişmeler
*****
Savaş siyasetin başka araçlarla sürdürülmesidir
Her savaşta Clausewitz’in bu soyutlaması hatırlanır. Ancak savaşların ölüme yol açtığı gerekçesiyle yine de gözü kapalı biçimde barıştan yana olunur. Sömürü ve zulmün tarihteki en yüksek düzeyine ulaştığı emperyalizm döneminde olduğumuza göre, “savaş öldürüyor da barış yaşatıyor mu” diye sormak gerekir. Sorunun yanıtını Auguste Maxime’den öğrenelim:
“Geçen yıl The Lancet Global Health'te yayınlanan bir çalışma, elli yıllık bir dönem (1971-2021) boyunca 152 ülkeden yaşa özgü ölüm verilerini analiz etti. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından uygulanan tek taraflı ekonomik yaptırımlar ile ölüm oranlarındaki önemli artış arasında önemli bir nedensel bağlantı olduğunu vurguluyor. Yazarların tahminlerine göre, bu politikalar çalışma dönemi boyunca yaklaşık 38 milyon ek ölümle ilişkilendirilmiştir.”[1]